Niye Ben Ödüyorum

Niye Ben Ödüyorum

Bir buluşma, her zamanki bildik sahneler ve toplumsal bir yanlış üzerine…

“Eyvah, yine geç kaldım. Şunu yapmasam olmaz sanki, yağmurda çiseliyor. İnşallah bana kızmamıştır” diye düşüne durayım, buluşacağımız yere varmıştım nihayet. Kısa bir cep diyalogundan sonra Merve ile buluştuk. Beni çok özlemişti anlaşılan. Arabaya bindik, Moda da denize nazır bir yerde çay içecektik. Nihayet bir yer bulunca oturduk, bu saatte ve lodos havada neredeyse bir biz vardık o gündüzleri cıvıl, cıvıl mekanda. Akşam karanlığı da çöktüğünden deniz gözükmüyor, sohbetimizi “okey oynayan sigara içen insanlar” konulu manzarayı içeren bir mekanda yapmak zorunda kalıyorduk.

Neyse efendim konular konuları kovaladı, saatler ilerledi, hoş bir sohbetti ve saat epey geç olmuştu. Merve geç olduğunu ve kalkması gerektiğini söyledi. Aslında buraya kadar her şey çok bildik sahnelerdi ve bunu hepimiz hayatımızda birçok kere yaşamışızdır. Ama o an defaatle yaptığım bir şey çok dikkatimi çekecekti. Masadan kalkıldı, hesap ödenecekti. Hesabı tabii ki ben ödedim. Ama olayı yavaş çekimde hayalimde şöyle bir canlandırdım. Sahnede 3 önemli nokta vardı;

1.Masadan kalkarken hesabı ödeyecek kişi olarak gözüne beni kestirmiş olacak ki garson, üzerime doğru hamle yapmış elimi cüzdana atmamı sağlamıştı.

2.Merve tarihsel görevimi yapacağımdan emin bir edayla masada hiç oturmamış gibi yaparak olay mahallinden hızla uzaklaşmıştı.

3.Kadim erkeklik şuuru etkisi ile ben elimi cüzdanıma atarak atılmış, sonrada muzaffer bir kumandan edasıyla olay yerinden uzaklaşmayı düşünmüştüm. Kaldı ki 1. ve 2. şıklardaki sebepler olmasa bile herhalde aynı şeyi yapardım.

Bu yavaş çekim gösteriminden sonra düşünmeden edemedim. Neden hesabı hep erkekler öder, neden bu görev erkelerden beklenir? Ha, sakın ha cimri biri olduğumu falan düşünmeyin. Böyle bir pozisyonda hiç ödememdiğim olmadı ama olayın toplumsal boyutunu düşünüyorum ben. Toplumda hesabı kadının ödemesine müsaade eden bir erkeğe nasıl bakılır sizce? Diyelim bir lokantada yemek yediniz, hesap geldi, hanımefendi nazikçe cüzdanından parayı çıkardı dolgun bir bahşişte bırakarak olay mahallinden uzaklaştı, tüm bu olaylar olurken erkek hayatından memnun ve pişkin bir ifade ile çevreyi temaşa ediyordu. Şimdi size soruyorum olaydaki erkek karakter siz olsaydınız bir daha o lokantaya gidebilir miydiniz? Oraya gidip de garsonların arasındaki muhtemel konuşmaları göz ardı edebilir misiniz? “- Baksana bizim kılıbık gene geldi” ya da “- Helal be abi, herife bak hem en ala besleniyor, hem hatuna ödetiyor, valla helal olsun” ya da “- Böyle asalak bir herif görmedim ya gene mi geldi o?” , “Bu sefer bize ödetmese bari..” şeklinde fısıldaşmalar yapılmayacak zannetmeyin. Oysa bence bu durum gayet doğaldır. Yemeği yiyen ikisi olduğuna göre her ikisi de ödeyebilir. Ancak ben burada hepinizden farklı bir şey düşünüyorum. “Bence hesabı çoğunlukla kadınlar ödemelidir.” Durun, durun hemen kızmayın, peşin hükümlüde olmayın. Bu hesap ödemekten kaçan pişkin bir çapkının durumu kurtarma nevinden bir tezi değildir. Aslında bilakis çok önemli toplumsal bir gerçeğe dayanmaktadır. İnanmayan okusun:

Toplumda erkeklerin hesap ödemesi gerektiğine dair yaygın teamül, geçimi erkeğin sağladığı ve maddi kaynak olarak aldığı baskın görevden kaynaklanmaktadır. Bu sav belli bir dönem için geçerli gibi gözükse de şimdilerde geçerliliğini yitirmiş gözüküyor bana. Neden mi? Çünkü artık iş hayatında hem de her kademede kadınlarda boy gösteriyor. Giyim, makyaj, estetik gibi fuzuli masraflarını bir erkeğin şemsiyesi altında karşılamayacaklarını anlayan bu güruh hızla iş dünyasına yönelmiş, güzellik ve çekiciliklerini de kullanarak insan kaynakları ve personel almadan sorumlu kişilerin başını döndürmüş, iş hayatına balıklama dalmışlardır. Böylece hayatlarını kazanmaya başlamış, fuzuli sınıfına girebilecek bir yığın harcamayı yapma ehliyetini de kazanmışlardır. Tüm bunlar olurken, eskiden yani erkeğin para kaynağı, kadının evin hanımı olarak durduğu dönemlerden kalan bir takım alışkanlıkları da terk etmek kadınların işlerine gelmemiştir. Artık onlar hem hayatlarını kazanacaklar, hem dilediği gibi harcayacak ve yiyecekler, bol bol yiyip aldıkları fazla kiloları vermek için fitness salonlarına yüklü paralar akıtacaklar. Tüm bunlar olurken de basit bir yemek sonrası bile hiçbir şey yokmuş gibi hesabı ödemeye yanaşmayacaklardır. Zavallı biçare erkeklik, hesabı garsona ödeye dursun bir yandan kirayı ödemeyi, arabanın masrafını, bilumum faturaları vs. düşünecektir. Üstelik bütün bu haksızlıklar olurken kadın haklarını savunan feminizm diye bir yoğurtla göle maya çalınmaya uğraşılmış, erkekler adına bir şeyler yapmak kimsenin aklına gelmemiştir. Tabii bir de “Kadınlar paralı erkeklerden hoşlanır” fenomeni vardır ki, bu da omuzlardaki yükü daha da ağırlaştırmaktadır. Oysa safi erkelik hiç bir döneminde paralı kadınlardan hoşlanmayı aklına koymamıştır.

Evet sevgili dostlar,tüm bunların ışığında önümüzde iki yol görünüyor. Ya bundan sonra kadınlar da hesapları ödemeye başlamalılar, ya da işyerlerine yazacakları nazik bir istifa dilekçesi ile yerlerini erkek arkadaşlarına bırakarak, bundan sonraki hayatlarında hesap ödeme zahmetinden kurtulmalıdırlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: